Menderes ve yasaklı bir şarkı

İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu`nun konserlerini takip edenler, seyirciye göre sahnenin solunda yıllardan beri viyolonsel çalan, gür beyaz saçlı ve kalın gözlüklü müzisyeni çok iyi tanırlar. Adı Fırat Kızıltuğ`dur. Türk musikisine Batı musikisinden geçen, dolayısıyla iki musikiyi de çok iyi bilen bu değerli müzisyen, aynı zamanda lavta çalar, bestekar, şair ve yazardır.

Fırat Bey `in bu yazının yazılmasına da vesile bir özelliği daha vardır: Hoşsohbetlik. Ne zaman karşılaşsak tatlı bir sohbete dalarız ve kendisinden mutlaka bir şeyler öğrenirim.

Devamını oku...

Alaeddin Yavaşca ile sohbet...

“Biz konservatuvarı (İTÜ TMDK) 1975 yılında kurduk ve çok iyi sanatçılar yetiştirdik. Ancak yaş haddinden dolayı 2006′da ayrıldık. Sanatta insanın sağlığı yerindeyse, yaş söz konusu değildir. Bir sanatçının gözü görüyorsa, bilinci yerindeyse, davranışlarında bir arıza yoksa, o sanatçı kendisinden en çok yararlanılması gereken dönemdedir. Konservatuvardan 15 kişi ayrılınca 300 ders boşaldı. Boşluğu birileriyle doldurmaya çalıştılar. Sanatla doktor olmayı, sanatla hakimliği birbirine karıştırdılar. Tiyatroda da Yıldız Kenter böyle uzaklaştı konservatuardan.”

Devamını oku...

Alaeddin Yavaşca 80 Yaşında

27 Mart Pazartesi günü, bestekarlık, ses sanatkarlığı ve hocalık gibi bir çok yönüyle tanınan, günümüzün en önemli müzik adamlarından biri olan Alaeddin Yavaşca'nın 80. yaşını kutladık. Alaeddin Yavaşca'nın da onur konuğu olarak katıldığı etkinliğimiz Yavaşca'nın yıllar önce seslendirdiği, kendisinin de hocası olan Zeki Arif Ataergin'in Saba Şarkısı “Bir nigah et kahr ile sen bakma Allah aşkına” eserinin kaydıyla başladı.

Devamını oku...