Menderes ve yasaklı bir şarkı

İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu`nun konserlerini takip edenler, seyirciye göre sahnenin solunda yıllardan beri viyolonsel çalan, gür beyaz saçlı ve kalın gözlüklü müzisyeni çok iyi tanırlar. Adı Fırat Kızıltuğ`dur. Türk musikisine Batı musikisinden geçen, dolayısıyla iki musikiyi de çok iyi bilen bu değerli müzisyen, aynı zamanda lavta çalar, bestekar, şair ve yazardır.

Fırat Bey `in bu yazının yazılmasına da vesile bir özelliği daha vardır: Hoşsohbetlik. Ne zaman karşılaşsak tatlı bir sohbete dalarız ve kendisinden mutlaka bir şeyler öğrenirim.

Devamını oku...

Piknik

Yeni Asya 'okuyucusu' olarak Pazar günü düzenlenen 3. Geleneksel İstanbul Pikniğindeydik. Belgrat Ormanları Neşet Suyu Mevkiini bulmak zor olmadı. Trafiğin yoğun olmadığı bir zaman diliminde oradaydık. Ailemiz ve dostlarımızla birlikte kahvaltı... ardından sohbet ve Aşık Hizani'den 'popun kökünü kazıtan' türküleri dinledik. Aşık Hizani'yi dinlerken, geçmişteki kutlamalar hafızamda canlanıverdi. Çanakkale , Fetih ve M. Akif `i anma geceleri Hizani`siz düşünülemezdi... Coşkulu konuşmaların ardından, Hizani elinde sazıyla, iskemleye oturur ve sazının tellerini konuştururdu. Aradan 20 yılı aşkın uzun bir zaman geçmiş... Ne eski kutlamanın coşkusu kaldı, ne de Hizani`nin yüreklere işleyen sesi...

Devamını oku...